Ne acayip bi'şi

HADİ CANIM SENDE !

Bazen kullanıldığını hissedersin. Bazen herşey anlamsız gibi, yada ne bileyim acayip işte.

Sanırım bazen insan fazla kaptırıyor kendini yaşamak denen zorunluluğa. Etrafına bakma fırsatın olduğunda her şeyin ne kadarda değiştiğini anlayabildiysen, güzel. Dün ve bu gün hayatımı değiştiren iki gündür. Ne zaman bu kadar büyüdüm acaba, en son etrafıma bakma fırsatım ne zaman oldu, en son ne zaman insanlarla bu kadar anlaşamadığımın farkına vardım. İnsanların dinlemekten, anlamaktan ne kadar da yoksun olduğunu öğrenmek hoş değil. Herşeyi bırakıp gidesim var sanırım, ama gerçekten. Birşeyler yanlış, farkındayım. Yanlışın ne olduğunu çözmekle zaman harcamak doğrumu şuan bilmiyorum bunu, sadece yanlış olduğunu biliyorum. Bu benim hayatımla ilgili bir yanlıştan ibaret değil tabi, tüm dünyada yapılan bir yanlış var. Neden yaşadığımı sorgulamak doğru birşey mi acaba ? Ya da sadece yaşamalı mıyım ? Yanıtlanmasını beklediğim o kadar çok soru var ki, hangi birinden başlamam gerektiğini bilmiyorum. Sanırım hiç bir zaman, akan zamana ayak uydurabilen diğer insanlardan olamayacağım. Bununla gurur duyuyorum, anlamsız şekilde. Bir farkım olmalı egosu değil, sadece içimden bir ses akıntıya kapılmamam gerektiğini söylüyor sürekli. İnsanlık tarihini değiştirecek bir şeyler icat etmek istiyorum, ama bir araba yada bir bulaşık makinesi gibi değil, mesela özgür olmaya dayalı bir düşüncenin yaratabileceği bir şey. Ama özgürlük dediysem herkesin kafasında ki sabit özgürlükten farklı bir özgürlük olmalı bu, sadece istediğin zaman istediğin şeyi yapabilirsin anlayışından çok kanatların olsun ve istediğin zaman uçup rüzgarı hissedebilirsin anlayışı gibi. Hayal gücü, çoğumuzda eksik olan şeydir bence. İnsanlar büyüme tutkusuna kapılıp hayallerini daralttıkça bunun böyle devam edebileceğini söylemeliyim. Küçük bir çocuk gibi hala özel güçlerim olsun istiyorum, ne bileyim mesela elimden acayip şeyler çıksın ateş gibi,  yada bir yerden bir yere istediğim zaman ışınlanmak gibi şeyler, ya da bunaldığında başka bir boyuta geçebilmek tarzı. 

Sanırım o gün telefonda konuşurken yapamadığım şeyi bu gün burada yapacağım. İçini dökmek, aklındakileri söylemek evet yapmak istediğim şey bu. Senin canını o p*ç yüzünden yakmış olabilirim ilk başlarda ama sen benim o konuda canımı aldın. Yani ne bileyim akla gelince kalbe saplanan bıçak oldu desem yeridir. ( Bu arada sadece içimdekileri döküyorum yani, hissettiklerimi söylüyorum, bir şey olduğundan değil.) Böbreklerim deki taşlara hoşcakal dedim dün, canımı emin ol senin yaktığın kadar yakmadı bazen. Yani haksızlık etmek istemiyorum, sen benim canımsın, herşeyimsin. Ama bazen canımı öyle bir yakıyosun ki, gerçekten hayatta hiçbir şeyin önemi kalmıyor, düşünsene dünyadaki herşeyin bir anda anlamını yitirmesini. İçimde ki o hissi her alacağını söylediğinde bana bunun sözünü verdiğinde, içimde ki o s*ktiminin hissi biraz daha büyüyor sanki. Yani ne bileyim işte, küfretmek istiyorum bol bol, herşeye herkese, oyun oynarken bile sakinleşemedim. Böyle boooom diye patlasın istiyorum herşey, sonra rüyamda kusursuz bir hayat görüp, tam mutlu olurken telefonun alarmı çalıyor, kalk ve yaşa diyor. Korkunç kabus fırtınalar kopar yüreğimde anlatılmaz diyesim geldi, bazen sigarayı o kadar çok özlüyorum ki, yaksam içsem ve düşünmekten kurtulsam diyorum. Ama yapmakta istemiyorum aynı zamanda, lütfen ama lütfen üzme beni.

Ne kadar acayipleşir bazen insanın hisleri, hissettikleri. S*kiyim küfretmek istiyorum.

Selam, fark ettim ki bu gün ki kavgamızda ben seni suçlamamışım. Yani somut bi neden söyle demiştin bana bende uzun uzun düşündüm, sonra farkına vardım beni rahatsız edenin ne olduğunu, çünkü ben biliyorum ki o senden hoşlanıyor hatta daha fazlası, çünkü yakın arkadaş olmak başka sizin olduğunuz gibi olmak başka. Nasıl oluyo o iş dersen, benim gibi. Bende tanıştığımız ilk günden beri seni hep farklı severim bilirsin, yani bambaşkaydın hep sen benim için. Diyceksin ki e sevgilisi filan oluyo, e benim de oluyodu sevgilim filan. Kızdığım şey bu or*pu çocuğunun sen mutlu ol diyip ondan sonra böyle sürpriz yumurtadan çıkarmış gibi en abuk yerlerden çıkması, diyceksin ki akıl edememiştir. Ama bişeyleri akıl edemiyecek yaşta değiliz artık, büyüdük. Yani işte bu sebep anladın mı, mutlu ol diyo ama bak bu gün biraz mutsuzduk. Çünkü o p*ç yüzünden. Senin yaptıkların canımı çok yaktı ama bunu şuan üzül diye söylemiyorum. Yada tekrar tekrar pişirip önüne koymakta değil, sadece sen bunun farkına vardın ve ona göre davrandın. Ama o p*ç kurusu aynı boku 1den fazla yapınca ben bunda bir kasıt arıyorum, var da çünkü kendi cinsimi tanıyorum. Sadace seni seviyorum işte. Bazen senden fazla şeyler bekliyosam da özür dilerim. Ama ne yapayım basit bi ilişki değil ki bu tamam diyip geçeyim. Seviyorum işte sevgilim, seviyorum hemde en çok.

Cam kenarlarında gizlice sigara içtiğim günleri özledim, bişeylerden korktuğum ama mutlu olduğum günleri. İnsanların ne düşündüğünü önemsediğim, ama aslında o kadar da önemsemediğim günleri. Dolapta sırf bir kutu pepsi bulduğum için sevindiğim zamanlar. İnsanlar yaşlandı, devir değişti, yaşananlar unutuldu (sadece minik bir kısmı belki). Ama tek bir şey değişmedi, içimdeki o bastırılmış sinir. Bu aralar fazla oyun oynuyorum, düşünmemek için. Fazla uyuyorum, farkına varmamak için. Evden çıkarken, yüzüme bir maske takıyorum her sabah, küçük bir tebessüm içeren. Bazen, yemek yemeyi unutuyorum. Açlık hissetmiyorum genelde, küçük odamda karanlık bir dünya, sanırım biraz da dağınık. Ama hayatımda odam dışında dağınık o kadar çok şey var ki, sanırım oda toplamayı hep bu yüzden erteliyorum. Mesela eski müzikleri dinliyorum ne kadar da şahaneler, yenilerini dinliyorum ne kadar da berbatlar. Mutsuz olmak için pek bi sebebim yok, aslında mutsuz da sayılmam. Sadece düşünmeye başladım daha fazla ve daha fazla. Ya da neyse, çıkıp biraz hava alayım.

Bir şeyler yazmak geldi içimden. Yani eski acıları hatırlayıp içinin tekrar yanması, bir anda herşeyden tekrar tiksinmek gibi. Yalan olduğunu düşünmek, tekrar kandırıldığına inanmak gibi. Bazen ‘acaba’larla yaşamaktan bende sıkılmıyo değilim, şuan sanırım herşeyden kesinlikle yine tiksindim. Evet kesinlikle, yine içimde ki öfke kabarcıkları çoğaldı ansızın. Yani insan olmak zor zanaat kim ne derse desin. 

Yapmacık

Hayır, inanmıyorum. İnanmak istemiyor da olabilirim. Güvenmek istemiyorum ki en önemlisi. Birisi çıksa ve hepsi birer şakaydı dese, gerçek değildi senin tepkin için yaptık dese, demeyecek ama. Ellerim, titriyorlar dünden beri. Bilirsin, ben ağlayamam. Gözlerim dolar ama ağlayamam. İnanır mısın, gözlerimden yaş aktı, ağlamak istedim. Gerçekten istedim ağlayayım, zırlayayım. Olmadı ki. Şey, belki bir gün mutlu olurum ne dersin? Hiç oldu mu sana ? Hayatın, inandıkların, mutlulukların bir anda sana sırt çevirdi mi hiç ? Kimse beni yaşamak istemediğim için beni suçlamasın istiyorum. Sen benim müziğim, neşem, mutluluğum, nefesimdin. Şimdi ellerim boş, her şeyimi kaybetmedim belki, ama inancımı kaybettim. Gerçekliğimi kaybettim. Ne biliyor musun ? O kadar çok bencilsin ki, bunun arkasına saklandığında sevmiyorum seni. Canımı iste, tamam veririm. Git de, mutlu olacaksan giderim ki. Neden ? Yani ne gerek vardı ? İnancım yok, istemiyorum hiçbir şeyi. Müzik bile yapmacık geliyor artık dinlerken ve hala yapmacıksın sen de. Hala ve hala pişman değilsin, dilim hakaret etmek istiyor her seferinde, yani bağırayım çağırayım, yıkıp dökeyim, saldırayım birilerine. Beni deli diye kapatsınlar bir yere. Uzak kalayım, soyutlayayım kendimi her şeyden. Bu arada açık bıraktığın kapılarını s*keyim. Sıfatını da s*keyim. Sanırım seni elime geçirirsem parçalarına ayırmak istiyor olabilirim. Ne büyük bir or*sbu çocuğun anlamadım ki, sen mutlu ol diyorsun ama bunu yaparken, bu yüzden mutsuz olacağını biliyorsun. Büyük or*sbu çocuğusun. İnsanlığınıza lanet ediyorum.

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Bazen canın yandığında, çağresizliğine sarılır insanlar. Göğüsünde ki o karınca yuvasının aşınması gibi. Güneş yukarıdayken tir tir titremek gibi.

Meraba

Mesajlarına bakıyodum, neden bilmiyorum ama bakıyodum içimden bi ses dediki şuan üzülüp, öfke duyman lazım, ve bunu bile bile baktım. Hissettiğim şey çok farklı, yani ilk defa gerçekten hissediyomuşum gibi, tutunacak dalın kalmamış gibi. Yani ne bileyim, insanlarla fazla samimi olduğun gerçeğini bi kenara bırakıp, sana benden başka sahiplenlerde olmuş, Selinim diyebilmiş benden başkalarıda, yada sokakta ot içmişsin ama 2-3 tane ne bok olduğu belirsiz adamlarla. Yani ne yapmam gerektiğini bilmiyorum, şimdi sana bi daha nasıl selinim diyebilirim ki, diyemem ki, aklıma hep o or*sbu çocuğu gelicek, hep o yavşak tavırları, küfretmek istiyorum. Canımın yanmasından çok, kalbimin acıması hoşuma gitmiyo, içimde bildiğin bigbang yaşıyorum. Sonra kendi mesajlarıma baktım biraz, senin haz etmediğin kişinin mesajlarını okudum, böyle korktum, hemde öyle bi korktum ki, bunu sana anlatamam. Sanırım şuan, ne yazıcağımı, ne düşüneceğimi bilmiyorum, herşeyi bırak sen uyanınca sana nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum. İçimde ki o dürtüye lanet ediyorum.